Kalsiyum dolgu, yüz hatlarının belirginleştirilmesi, hacim kayıplarının giderilmesi ve cilt kalitesinin desteklenmesi amacıyla kullanılan medikal estetik uygulamalarından biridir. Kalsiyum hidroksiapatit içeren bu dolgular, yalnızca uygulandıkları bölgeye hacim kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda cildin kendi kolajen üretimini destekleyen biyostimülan bir etki de oluşturabilir.
Kalsiyum dolgu kalıcı değildir. Uygulamanın etkisi kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle yaklaşık 12 ila 18 ay arasında devam eder. Bazı kişilerde uygulama bölgesine, kullanılan ürün miktarına ve metabolizma hızına bağlı olarak bu süre daha uzun olabilir. Dolgu maddesi zaman içerisinde vücut tarafından parçalanırken kolajen üretimini destekleyen etkisi sayesinde elde edilen görünüm belirli bir süre daha korunabilir.
Kalsiyum Dolgu Nedir?
Kalsiyum dolgu, temel olarak kalsiyum hidroksiapatit mikroküreleri içeren bir dolgu türüdür. Kalsiyum hidroksiapatit, insan vücudunda kemik ve dişlerin mineral yapısında da bulunan kalsiyum ve fosfat temelli bir bileşiktir.
Medikal estetik uygulamalarında kullanılan kalsiyum hidroksiapatit dolgular, mikroskobik partiküllerin jel formundaki bir taşıyıcı içerisinde bulunmasıyla hazırlanır. Uygulama sırasında taşıyıcı jel bölgeye ilk etapta hacim kazandırır. Kalsiyum hidroksiapatit partikülleri ise zaman içerisinde dokuda kolajen üretiminin desteklenmesine yardımcı olur.
Bu nedenle kalsiyum dolgular yalnızca hacim veren klasik dolgular arasında değerlendirilmez. Aynı zamanda dokunun kendi yenilenme mekanizmalarını destekleyen biyostimülan dolgu seçeneklerinden biridir.
Uygulamanın amacı kişinin yüz yapısına ve ihtiyaçlarına göre değişebilir. Bazı hastalarda yüz hatlarının daha belirgin hale getirilmesi hedeflenirken bazı hastalarda cilt kalitesinin ve sıkılığının desteklenmesi amaçlanabilir.
Kalsiyum Dolgu Ne Kadar Kalıcıdır?
Kalsiyum dolgunun kalıcılık süresi her kişide aynı değildir. Genel olarak uygulamanın etkisi yaklaşık 12 ila 18 ay arasında devam edebilir.
Bazı kişilerde bu süre daha kısa olabilirken bazı hastalarda daha uzun süreli sonuçlar görülebilir. Kalıcılık üzerinde etkili olan birçok farklı faktör bulunur.
Bunlar arasında:
- Uygulama yapılan bölge
- Kullanılan ürün miktarı
- Enjeksiyon tekniği
- Hastanın yaşı
- Cilt yapısı
- Metabolizma hızı
- Mevcut kolajen miktarı
- Sigara kullanımı
- Güneşe maruz kalma
- Yaşam tarzı
- Yüz mimiklerinin yoğunluğu
yer alabilir.
Özellikle yüz hareketlerinin yoğun olmadığı ve yapısal destek amacıyla uygulama yapılan bölgelerde dolgunun etkisi daha uzun süre korunabilir. Ancak her kişinin metabolizması farklı olduğu için işlem öncesinde kesin bir kalıcılık süresi vermek mümkün değildir.
Kalsiyum Dolgunun Etkisi Ne Zaman Başlar?
Kalsiyum hidroksiapatit dolguların etkisi iki farklı aşamada ortaya çıkar.
İlk aşamada dolgunun taşıyıcı jel yapısı sayesinde uygulama yapılan bölgede işlem sonrasında hacim değişikliği görülebilir. Özellikle çene hattı, çene ucu veya elmacık kemiği gibi bölgelerde kontür değişiklikleri kısa sürede fark edilebilir.
İkinci aşamada ise kalsiyum hidroksiapatit partiküllerinin cilt dokusundaki kolajen üretimini destekleyen etkisi devreye girer.
Bu süreç daha yavaş gerçekleşir. İşlemden sonraki haftalarda ve aylarda cilt kalitesinde, sıkılıkta ve dokunun yapısında kademeli değişimler ortaya çıkabilir.
Bu nedenle kalsiyum dolgu uygulamasının sonucu yalnızca işlemden hemen sonraki görüntü üzerinden değerlendirilmemelidir. İlk günlerde meydana gelebilecek şişlik ve ödem azaldıktan sonra daha sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir.
Kalsiyum Dolgunun Kolajen Üretimine Etkisi Var mı?
Kalsiyum hidroksiapatit dolguların en önemli özelliklerinden biri kolajen üretimini destekleyen etkileridir.
Kolajen, cildin dayanıklılığı, sıkılığı ve elastikiyetinin korunmasında önemli rol oynayan temel proteinlerden biridir. Yaş ilerledikçe vücudun kolajen üretim kapasitesi azalır.
Kolajen kaybına bağlı olarak zaman içerisinde:
- Ciltte gevşeme
- Yüz hatlarında belirginlik kaybı
- Hacim azalması
- Elastikiyet kaybı
- İnce çizgiler
- Cilt kalitesinde azalma
gibi değişiklikler meydana gelebilir.
Kalsiyum hidroksiapatit partikülleri dokuda fibroblastların aktivitesini destekleyerek yeni kolajen üretiminin uyarılmasına yardımcı olabilir.
Bu nedenle kalsiyum dolgu yalnızca uygulandığı bölgeyi dolduran bir materyal olarak değerlendirilmez. Aynı zamanda cilt dokusunun zaman içerisinde kendini desteklemesine yardımcı olan biyostimülan bir uygulama olarak da kullanılabilir.
Kalsiyum Dolgu Hangi Bölgelere Uygulanabilir?
Kalsiyum dolgular özellikle yüzün yapısal desteğe ihtiyaç duyulan bölgelerinde tercih edilebilir.
Uygun hastalarda uygulama yapılabilecek bölgeler arasında:
- Çene hattı
- Çene ucu
- Alt yüz bölgesi
- Elmacık kemikleri
- Yanak bölgesi
- Yüz ovali
- Eller
yer alabilir.
Kalsiyum dolgunun kullanılacağı bölge kişinin yüz anatomisine ve hedeflenen sonuca göre belirlenmelidir.
Her yüz bölgesi kalsiyum hidroksiapatit dolgular için uygun olmayabilir. Özellikle cildin çok ince olduğu veya yoğun hareket gösteren bazı bölgelerde farklı dolgu seçenekleri tercih edilebilir.
Bu nedenle yüzün tüm bölgelerinde aynı dolgu maddesinin kullanılması doğru bir yaklaşım değildir. Uygulama öncesinde bölgenin anatomik özellikleri ve kişinin ihtiyaçları ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.
Kalsiyum Dolgu ile Hyalüronik Asit Dolgu Arasındaki Fark Nedir?
Kalsiyum hidroksiapatit ve hyalüronik asit dolgular medikal estetik uygulamalarında sıklıkla kullanılan iki farklı dolgu grubudur.
Hyalüronik asit dolgular, dokuda su tutma özellikleri sayesinde hacim kazandırır. Dudak, yanak, çene, nazolabial çizgiler ve çeşitli yüz bölgelerinde farklı yoğunluklarda hyalüronik asit dolgular kullanılabilir.
Kalsiyum hidroksiapatit dolgular ise hacim etkisinin yanında kolajen üretimini destekleyen yapılarıyla öne çıkar.
İki dolgu türü arasındaki önemli farklılıklardan biri de eritilme özellikleridir.
Hyalüronik asit dolgular, gerekli görülen durumlarda hyaluronidaz adı verilen bir enzimle parçalanabilir. Kalsiyum hidroksiapatit dolgular ise hyaluronidaz ile eritilemez.
Bu nedenle kalsiyum dolgu uygulamalarında doğru bölge, doğru enjeksiyon düzlemi ve uygun ürün miktarının belirlenmesi oldukça önemlidir.
Hangi dolgu türünün daha uygun olduğu kişinin yüz anatomisi, beklentileri ve tedavi hedefleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Kalsiyum Dolgu Zamanla Tamamen Yok Olur mu?
Kalsiyum hidroksiapatit dolgu materyali zaman içerisinde vücut tarafından parçalanır ve metabolize edilir.
İlk aşamada taşıyıcı jel bölgeye hacim verir. Zaman ilerledikçe bu jel yapı azalır. Kalsiyum hidroksiapatit partikülleri de zaman içerisinde parçalanırken dokuda kolajen üretiminin desteklenmesine katkı sağlar.
Bu nedenle bazı kişiler dolgu maddesi azalmaya başlamasına rağmen uygulama yapılan bölgedeki olumlu değişikliklerin tamamen kaybolmadığını fark edebilir.
Ancak bu durum kalsiyum dolgunun kalıcı olduğu anlamına gelmez.
Yaşlanma süreci devam eder. Zaman içerisinde ciltte yeniden kolajen kaybı, elastikiyet azalması ve hacim kayıpları meydana gelebilir. Bu nedenle uygulamanın etkisi belirli bir süre sonra azalabilir.
Kalsiyum Dolgu Eritilebilir mi?
Kalsiyum hidroksiapatit dolgular hyalüronik asit dolgular gibi enzim kullanılarak eritilemez.
Hyaluronidaz enzimi yalnızca hyalüronik asit bazlı dolgular üzerinde etkilidir. Bu nedenle kalsiyum hidroksiapatit içeren bir ürün uygulandıktan sonra aynı yöntemle hızlı şekilde ortadan kaldırılması mümkün değildir.
Bu durum uygulamanın deneyimli bir hekim tarafından yapılmasının önemini artırır.
Dolgu uygulamalarında yalnızca ürün seçimi değil, yüz anatomisinin doğru değerlendirilmesi de önemlidir.
Enjeksiyon yapılacak bölgenin damar ve sinir yapılarının bilinmesi, uygun enjeksiyon düzleminin seçilmesi ve kullanılacak dolgu miktarının doğru belirlenmesi güvenli bir işlem açısından önem taşır.
Kalsiyum Dolgu Tekrar Yapılabilir mi?
Kalsiyum dolgunun etkisi zaman içerisinde azaldığında kişinin ihtiyacına göre yeniden uygulama yapılabilir.
Ancak herkes için geçerli sabit bir tekrar süresi bulunmaz.
Yeni bir işlem planlanmadan önce:
- Önceki uygulamanın etkisi
- Cilt kalitesi
- Yüz anatomisi
- Kolajen yanıtı
- Uygulama bölgesi
- Önceki dolgunun yapıldığı tarih
değerlendirilmelidir.
Bazı kişilerde uzun süre yeni bir dolgu uygulamasına ihtiyaç duyulmazken bazı hastalarda belirli bir süre sonra destek uygulaması yapılabilir.
Amaç mümkün olduğunca fazla dolgu kullanmak değil, yüzün doğal oranlarını koruyarak ihtiyaç duyulan bölgelere uygun miktarda uygulama yapmaktır.
Kalsiyum Dolgu Kimler İçin Uygun Olabilir?
Kalsiyum dolgu, özellikle yüzünde yaşa bağlı veya yapısal hacim kaybı bulunan kişilerde değerlendirilebilir.
Ayrıca yüz hatlarının daha belirgin hale getirilmesi veya cilt kalitesinin desteklenmesi amacıyla da tercih edilebilir.
Kalsiyum dolgu uygulaması özellikle:
- Çene hattında belirginlik kaybı yaşayan
- Çene kontürünü desteklemek isteyen
- Yanak bölgesinde hacim kaybı bulunan
- Yüz ovalinde gevşeme yaşayan
- Elmacık kemiklerinin daha belirgin görünmesini isteyen
- Cilt kalitesini desteklemeyi amaçlayan
- Kolajen üretimini uyaran uygulamalarla ilgilenen
kişilerde hekim değerlendirmesi sonrasında düşünülebilir.
Ancak her kişi kalsiyum dolgu için uygun aday olmayabilir.
Hamilelik, emzirme dönemi, aktif cilt enfeksiyonları, uygulama bölgesinde enfeksiyon bulunması veya bazı sistemik hastalıkların varlığı gibi durumlarda işlem ertelenebilir veya farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.
Bu nedenle işlem öncesinde hastanın sağlık geçmişi ve mevcut durumu hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Kalsiyum Dolgu Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kalsiyum dolgu uygulamasından sonra enjeksiyon noktalarında geçici kızarıklık, hassasiyet, şişlik veya morarma meydana gelebilir.
Bu etkiler çoğunlukla kısa süre içerisinde azalır.
İşlem sonrasında uygulama yapılan bölgeye gereksiz baskı yapılmaması önemlidir. Hekimin önerisine göre belirli bir süre ağır egzersiz, yoğun sıcak ortamlar, sauna ve hamam gibi aktivitelerden kaçınılması istenebilir.
İşlem sonrasındaki öneriler uygulama yapılan bölgeye ve kullanılan tekniğe göre farklılık gösterebilir.
Şiddetli veya giderek artan ağrı, belirgin cilt rengi değişikliği, olağan dışı şişlik veya görme ile ilgili herhangi bir değişiklik meydana gelmesi durumunda vakit kaybetmeden uygulamayı gerçekleştiren hekime başvurulmalıdır.
Kalsiyum Dolgunun Kalıcılığı Nasıl Uzatılabilir?
Kalsiyum dolgunun kalıcılığını belirleyen en önemli faktörlerin başında kişinin metabolizması, uygulama bölgesi ve kullanılan teknik gelir.
Bununla birlikte genel cilt sağlığını koruyan yaşam alışkanlıkları uygulama sonuçlarının daha uzun süre korunmasına yardımcı olabilir.
Güneşten korunmak, sigara kullanımından kaçınmak, yeterli su tüketmek, dengeli beslenmek ve düzenli bir cilt bakım rutini uygulamak cilt sağlığını destekleyen alışkanlıklar arasında yer alır.
Ancak herhangi bir krem, vitamin veya takviyenin kalsiyum dolgunun kalıcılığını belirli bir süre uzatacağı garanti edilemez.
Ayrıca dolgunun etkisi azalmaya başladığında gereğinden sık uygulama yaptırmak daha iyi sonuç anlamına gelmez.
Yeni bir uygulamaya ihtiyaç olup olmadığı mevcut dolgunun durumu ve kişinin yüz anatomisi değerlendirilerek belirlenmelidir.
Kalsiyum Dolgu Kalıcı mı, Tekrar Yaptırmak Gerekir mi?
Kalsiyum dolgular kalıcı bir uygulama değildir. Kalsiyum hidroksiapatit bazlı dolguların etkisi çoğu kişide yaklaşık 12 ila 18 ay arasında devam edebilir. Ancak bu süre kişinin metabolizmasına, uygulama yapılan bölgeye, kullanılan ürün miktarına ve cilt özelliklerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Kalsiyum dolgunun önemli özelliklerinden biri yalnızca uygulandığı bölgeye hacim kazandırmakla sınırlı olmamasıdır. Kolajen üretimini destekleyen biyostimülan etkisi nedeniyle dolgu materyali zaman içerisinde azalsa bile cilt dokusunda meydana gelen değişiklikler belirli bir süre daha devam edebilir.
Uygulamanın ne zaman tekrarlanması gerektiği ise kişiden kişiye değişir. Yüz anatomisi, mevcut hacim kaybı, cilt kalitesi ve önceki uygulamanın etkisi değerlendirilerek yeni bir işlem planlanabilir.
Kalsiyum dolgu yaptırmayı düşünen kişilerin uygulama öncesinde yüz anatomisi ve ihtiyaçları açısından ayrıntılı değerlendirilmesi önemlidir. Kullanılacak ürün miktarı, uygulama yapılacak bölge ve tekrar seanslarının gerekip gerekmediği kişiye özel olarak planlanmalıdır.


